Tam en sevdiğiniz şarkı çalarken araya giren DJ’in “Bu şarkıyı tüm sevenlere yolluyoruz” mesajından mı rahatsız oldunuz, yoksa her iki parçada bir müzik keyfinizi baltalayan malum reklamlardan mı? Her hareket ettiğinizde bozulan frekansın çızırtılarıyla sağırlaşan kulağınızdan mı dem vuracaksınız? Yoksa o kulağa hitap eden düzgün bir radyo kanalı bulamayışınızdan mı? Siz şikâyet ededurun, teknolojinin nimeti internet radyoları klasiklerin tahtını sallamaya başladı bile. Hatta karasal frekans üzerinden yayın yapan belli başlı radyolar da (TRT de buna dahil) internete doğru geçiş yaparken, kimisi de RTÜK ve onun mevzuatlarıyla uğraşmadan, maliyetsiz ve kolay bir sistemle kendi evinde kendi radyosunu kuruyor.

Türkiye’de yapılan araştırmalara göre nüfusumuzun yüzde 70’e yakını radyo müdavimi. Bu pastanın hatırı sayılır bir dilimini ise internet dinleyicileri oluşturuyor. Böylesine büyük bir pazarda her türlü mali/maddi dertten uzakta kurulan internet radyoları da haliyle revaçta. Artık şirketlerin, üniversitelerin, meslek odalarının ve hatta derneklerin bile radyoları var. Söylemeden geçmeyelim, İstanbul Kültür Üniversitesi başta olmak üzere, birçok eğitim kurumunda da internet radyoculuğu dersi verilmeye başlandı. Sayıları son günlerde hızla artış gösteren ve müdavimleri için neredeyse bağımlılık haline gelen internet radyoculuğu şu günlerde piyasadaki 18. yılını dolduruyor.

O artık bir yetişkin!
İçinde bulunduğumuz yıl itibariyle artık çocukluktan çıkıp reşitliğini kutlayan online radyo tutkusu, tıpkı fenomen haline gelen birçok ‘teknoloji odaklı popüler kültür öğesi’ yoldaşı gibi ABD’nin Seattle kentinden kopup gelme. Tarihler 1994’ü gösterdiğinde, Microsoft ortağı Paul Allen’ın kurduğu bilişim şirketi ‘Starwave’, o sıralar sadece şirket çalışanlarına hitap eden basit bir radyo yazılımının kurulmasına öncülük eder ve böylelikle internet radyosunun temelleri yavaştan atılmaya başlar. Tabii, yayının hedefi motivasyon, hedef kitlesi de şirket çalışanları olunca, dalgaları kurum dışına ulaşmayan radyo basit bir ‘verim arttırma aracı’ olmaktan öteye gitmez. Ta ki, internet bağlantısı olan her bilgisayara bu yayını ulaştırma fikri doğana kadar.

Aynı yılın sonlarına doğru oluşturulan bir sistem sayesinde, karasal frekans kullanmaksızın ilk radyo yayını başlar. O sıralar evrensel bir başarı elde etmeye yeni başlayan rock grubu ‘Sky Cries Mary’, internet üzerinden yayın yapan ilk grup olma unvanını kazanırken, ilk online konseri de efsane rock grubu Rolling Stones tarafından verilir. Tarihe düşen anekdotlardan biri olarak eklemek gerekir ki, Mick Jagger’in malum konsere başlangıç konuşması biraz tedirginlik doludur: “Bu gece internetten bizi dinleyen herkese hoş geldiniz demek istiyorum, umarım bağlantı kopmaz.” 20. yüzyılın sonlarına doğru dünyada hayat yavaş yavaş sanal ortama taşınmaya başlarken, ABD eğitim sisteminin olmazsa olmazı üniversite radyoları da internete doğru kayıverecektir. Ancak ‘Amerikan Besteciler, Yazarlar ve Yayıncılar Derneği’ne (ASCAP) kayıtlı ilk radyonun kurulması ve internet radyolarının okyanusun öte tarafına, Avrupa’ya taşınması ise Londra merkezli Virgin Radio’nun doğmasına, 1996 yılının ortasına denk gelecektir.

Türkiye’ye de gelişi geç olur elbet
İnternet radyosu tutkusunun Türkiye’ye ne zaman vardığı hakkında elimizde kesin bir bilgi olmasa da, gazete arşivlerine kısa bir göz attığımızda, 2004 yılının sonlarına doğru Onur Engin ve İlke Şahin adındaki iki arkadaşın Nuist adını verdikleri bir online radyo sayesinde radyoculuk hayallerini gerçeğe dönüştürdüğünü görüyoruz. Hatta o sıralarda radyolarda çalan şarkıların telif hakları da dünyaca ünlü telif kuruluşların Türkiye temsilcisi MSG tarafından kontrol ediliyor. Tabii ki ülkemizde internet radyolarının mantar gibi patlaması da bu döneme denk gelenlerden. Sebep belli: İnternet radyosunun karasal frekans üzerinden yayın yapan radyolara göre avantajları bir hayli yüksek. Çünkü normal bir radyo frekansından yayın yapmak oldukça maliyetli ve de zahmetli. Bildiğimiz FM radyolarıyla kıyasladığımızda, internet radyosunun hem ucuz, hem kolay oluşu tercih edilebilirliğini yükseltiyor. Eli klavye tutan herkesin kurabileceği basitlikte programlar sayesinde bir taşla vurulanlar kuş sürüsünden hallice.

Benim de radyom olsun!
İnternet radyosu furyası şimdilerde o kadar yaygınlaştı ki, içindeki DJ’lik duygusunu bastırmak istemeyenler için online radyo alternatifleri sadece iki tık uzaklıkta yer alıyor. İhtiyacımız olanlar ise hızlı bir internet bağlantısı, programı yayacak basit bir ‘radio stream’ altyapısı ve de tabii ki şarkılarınızın yer aldığı bir playlist. Bu arada bilgisayarınızda müzik dinlemek için Winamp veya Windows Media Player benzeri şarkı oynatıcısının da bulunması şart. Shoutcast.com, Flatcast.com gibi altyapı sağlayan internet sitelerinden indirilecek ücretsiz programı kurmak ve kurulum aşamasında bilgisayarınızın ihtiyaç duyduğu diğer eklentileri yüklemek, sizi online radyo dünyasına bir adım daha yaklaştıracak. Bütün bu eksiklerinizi tamamladığınızda ise aynı altyapı sayesinde yayın yapacağınız ‘server’ size internet radyoculuğunun kapılarını ardına kadar açıyor. Artık dinleyicilerinize uzaklığınız bir mikrofon mesafesinde.

Mevzuun asıl zorlu kısmı ise bu noktadan sonra başlıyor, çünkü radyoya dinleyici bulmak biraz zahmetli bir iş. Öncelikle müzik listenizde yer alacak şarkıların belirli bir kitleye hitap ediyor olması, ikincisi de yayınınızın sürekliliğe sahip olması gerek. İşte dananın kuyruğu burada kopuyor, bireysel yapılan yayınlar basit bir hevesin ötesine pek geçmediğinden, büyük bir heyecanla açılan radyolar henüz amatörlük aşamasını geçemeden yerini çöplüğe bırakıyor. Ancak bazı internet radyoları var ki, onların dinleyici sayısı kolay kolay azalmayacak gibi. Gerek müzik zevkleriyle, gerekse programlarıyla kolay kolay unutulmayacak birer marka haline geliyor.

TELİF MEVZUU NE ALEMDE?
Avukat Cengiz Balcı: Normalde 3 Mart 2001’de değişikliğe uğrayan Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 4. Ek Maddesine göre internette podcast üzerinden izinsiz yayın yapmak telif haklarının ihlali anlamına geliyor ve yasal prosedür ona göre işliyor. Ancak reklamsız yayın yapan ve ticari amaç gütmeyen kişiler için böyle bir durum yasal olarak söz konusu değil. Dolayısıyla herhangi bir ihlal durumu oluşmuyor.

NEREDEN NEREYE GELDİ?
Radyoyu icat ettiği söylenen pek çok insan vardır fakat 1895 yılında radyo aracılığıyla ilk mesaj yollayan Guglielmo Marconi’nin mucit olduğu kabul edilir. 1947 yılında transistörün icadı radyo teknolojisi için bir devrim olurken, 2000’lere geldiğimizde radyo yayını ağdan sürmektedir.